20 Eylül 2011 Salı

Shift + Delete Bütün Olumsuzluklar

Neden bu konulara değiniyorum merak ediyorsun belkide. Amacım mı var? hayır umrumda değilsiniz, sadece birkaç hayalet okur da canlanır diye yazıyorum bunları.

Hepimiz aslında korkulacak şeylerin arasında adı bile geçmeyen birşeylerden korkarız.
Sabah yatağında yatarken önceden kurmuş olduğun alarmdan 5 dk önce uyanmaktan, arkadaşlarla bir ortama girdiğinde ilk önce yüzler sana çevrileceği için sohbeti başlatmaktan, kız arkadaşınla karşıkarşıya geldiğinde çıkma teklifi etmekten, pek samimi olmadığın biriyle nasılsın, nasıl gidiyor muhabbetini tükettikten sonraki o sessiz süreçten, markette aldıklarını poşete koymaya daha yeni başlamışken  kasiyerin ürünleri ışık hızıyla geçirip seni beklediği ve diğer müşterilerin "hadi" dercesine bakışlarını üzerinde hissettiğin zaman oluşan kaygıdan, toplu tanışma fasıllarında sıra bana gelecek diye ... ve dahasından korkarız, ya da çekiniriz...
Madem ortada bir korku var, mutlaka bunun bir nedeni de olmalıdır.
Evet bir nedeni var: buna kişisel muhakeme, önyargı veya ne istiyorsan diyebilirsin.
Şöyle küçük bir tablo çizelim, örneğin lisede pasif bir öğrencilik geçiren bir genç var, kendiyle konuşulmazsa kimseyle münakaşaya girmiyor. Grupsal çalışmalar söz konusu olduğunda yalnız kalıyor ve tek kaldığı için öğretmeni tarafından başka bir gruba koyuluyor. Hiçbir arkadaşı onunla ortak birşeye dahil olmak istemiyor. Arkadaş sandığı birkaç denyo da sırf çıkar için yanındalar. Telefonuna turkcell'den başka mesaj atan da yok. Üniversiteye gittiğinde de aynı tavırlar tekrar takınılıyor ve üniversiteden mezun olduktan sonra tek bir arkadaşıyla bile görüşmüyor. Görücü usulüyle evlenip, hayatını ev iş arasında harcıyor.
Bu tabloya baktığında ne görüyorsun çok iyi biliyorum. Gerizekalı çocuk biraz aktif olsaydı, girişken olsaydı ve  biraz da çevre edinebilseydi hiçbirşey yukarıda yazdığı gibi olmazdı. Ama seni ondan farkın nedir gözüm? Parçasal ya da bütünsel olarak onunla aynı kaderi paylışyorsun, farkındasın veya değilsin.
Bu olanların sorumlusu çocuğun bakış açısıyla bakacak olursak kaderdir. Onun önüne fırsatlar konulmadığını iddia eder.  Aklında hep neden sorusu vardır...
Ama olayların tek suçlusu da o çocuktur, önündeki fırsatları göremeyen bir nankördür, elindeki gücü hissedemeyen sümüğün tekidir, yani az önceki dediğinde haklısın.
Beynin yapısı ağ şeklinde çalışmaktadır. Her bir kavram geçmiş yaşantıda edinilen her bir diğer kavram ile bir bağlantıdadır. Buna ingilizcede mind map denir. Örneğin aşk kelimesini beyninde canlandırdığında aklına eski sevgilin gelir. Artık onu düşünüyor olduğun için ona bağlı parçacıklar gelir, mesela gözleri, göz kelimesini düşündüğünde annenin göz ameliyatı gelir, annenin göz ameliyatını düşündüğünde hastanedeki doktorun şerefsizliği gelir.. bu böyle uzar gider...
Sohbete nereden başlamıştık, nereye geldik deriz hep bilirsin...
İşte demek istediğim, küçük alakasız birşey bile seni geçmişteki kötü tecrübelerine götürüp kötü düşünceleri tekrar download edebilir. Böyle hatırlatgaçların(?) eskiden yaşadıklarının şimdi olanlara büyük etkisi var canimin içi.
Akılda öyle bir mekanizma işler ki, her yapılanı, her yaşananı tecrübe olarak kaydeder. Olumlu ya da olumsuz olsun, yeniden yaptığımız birşeyde önceki yaptıklarımızı feyz alırız, gene önceden  bir durumun sonucunda karşılaştığımız tepkiyi genelleriz. Etki tepki genellemeleri hayatımızı belirler. Aynı durumla bugün karşılaşsak beyin daima önceki deneyimleri referans alır ve aynı sonuçların yaşanacağı kanısını yaratır.
İşte buna kesinkes önyargı denir.
Bu nedenle, geçmişte birşeyler olmuşsa bir arkadaş ortamına kolay giremezsin, bu nedenle iş görüşmesindeki mülakatta bir sıfır yenik başlarsın, akrabalarınla arana kilometrelerden fazlası girer, arkadaşının seni kazıkladığını düşünürsün, her gün okula giderken ne giysem acaba diye umursarsın, hocalarının ayrım yaptığını düşünürsün, herkesin bencilce yaşadığını zannedersin ve hâttâ bu yüzden yalnız kalırsın...
Başkalarının senin hakkında komplolar kurduğunu bile düşünebilirsin.
Her hareketimizden ve her düşüncemizden doğallığı sömüren bu önyargıyla yaşamak sana çok zarar verecektir. Bunu ya öğrendin ya da ileride öğreneceksin.. 
Kısaca, önyargı hastalıktır. Hiçkimse bir hastalıkla yaşamak istemez ve  bu hastalığın teşhisini kendin koymalısın ve ilacı sen olmalısın.
Başkalarının ne  düşündüklerini bu kadar umursadığın kadar kendini de umursasaydın, şu bilgisayarn başında saatlerini harcayıp bu yazıyı okumazdın belkide. Empati denen ne olduğunu bilmediğin kavramı, bokunu çıkarıncaya kadar  saçma sapan yaşamazdın.
Arkadaşım boşuna üzülüyorsun, boşuna tasalanıyorsun, boşuna kaygılanıyorsun. Dünya ne senin için dönüyor ne de onlar için. Bırak kendini, kalbinden geçeni de birazda.. Sal gitsin...
UMURSAMAZ OL. yalnız bu umursamazlığı da, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığıyla lekeleme. Herkes kendi hayatını yaşar, peki ya sen?
Sen ya kendim için yaşıyorum diyip milleti sikiyorsun, kazıklıyorsun, bencilce yaşıyorsun ya da elbet bir gün diye başlayan umutlara kapılıp sade bir kimse olup çömezliyorsun. Ya da demek istediğime geliyorsun.

Ey dost, yeni durumlarda eskiyi gözünün önüne getirme, hayatının geri kalanını neden geçmişe bağlayarak ziyan ediyorsun be dangalak...
Yenilik iyidir iyi.
Ne demiş Herakleitos: "değişmeyen tek şey değişimin kendisidir." Peki sen niye bir düşünceden bu kadar çok türev üretip onlara saplanıyorsun?
Eğer öğüt istiyorsan al o zaman : yenilikçi ol, yeniliğe açık ol, çekingen olma, umursamaz ol, pasif olma, kendini hissettir, en önemlisi KENDİN OL.
Geçmişini silemezsin ama en azından gözünün şimdi önüne anılarını değil hayallerini koyabilirsin.

Vay be nereden nereye geldik ;)

Sözüm onadır ki, senden geriye tek kalan şey mezar taşının üstündeki ismin olmasın be güzelim, oynayarak insanların kalbine girmeye çalışacağına kendin ol, hadi girdin diyelim, onlar seni değil gösterdiğin sahteliği seviyorlar bunu bil.
Onun yerine duyguyu yaşa ve yaşatarak sevdir kendini ve de sev.

Bu laflarım kendinde değişime açık olanlaradır.
Kapalı kütüklere değil, keza o amk.larıma anca balta işler.

Hadi sen sağ, ben selamet...........

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder